|
25.09.2009
Malawi
Afrika nin sıcak kalbi Malawi’ de daha önceki gelişlerimde vakit bulup gidemediğim Malawi gölüne bu sefer gitme imkanım oldu. Gölün kendisi kadar, gölün ortasında denilebilecek bir yerde, sahile yaklaşık 7 km uzaklıktaki ada da çok şaşırtıcı güzellikte ve enteresandı. Adaya yaklaşırken binlerce kusun karşılama taburu gibi kimisi kayaların üstünde kimisi de ağaçların, gelenleri bekliyor ve gözetliyor gibi görüntüleri de çok etkileyici ve güzeldi. Envai çeşit renkte ve türde binlerce kus; Afrika Kıtası’ nin güney kısmında bir gölün içerisinde küçük bir adada yaratılış harikası denilebilecek muhteşem bir görüntü arz ediyor ve gelenleri adeta büyülüyordu. Bölge insani `Lake of Stars` diyor Malawi gölüne , bizi küçük yatı ile adaya götüren zenci şoförümüze bu ismi neden verdiniz diye sorduğumda, gölün içilebilecek kadar temiz suyu olduğunu söyledi ve bundan daha güzel bir göl olabileceğini düşünemediklerini ilave etti. Adanın etrafındaki küçük koylarda dolaşırken suyun berraklığı ve değişik renklerdeki balıkların insani tefekküre davet eden mükemmel sanat harikası görüntüleri keyifli bir yat gezisi yapmamızı sağladı.
Malawililer ülkelerine `In the warm heart of Africa` diyorlar. Fakir Afrika ülkelerinden. Afrika da madeni veya limanı olmayan ülkeler fakir ülkeler arasında yer alıyor, Malawi de bunlardan biri. Gerek daha önceki gelişlerimde başkent Lilongwe` den Blantyre`a yaptığım kara yolcululuklarında gerekse de bu gezide Blantyre`dan gölün kenarındaki Mangochi `ye yaptığım 200 km yi gecen yolculukta yol boyunca gördüğüm ve değerlendirilebilirse çok verimli olacağını zannettiğim ovalar bana bu fakirliğin maalesef Allah`in verdiği imkanları değerlendirememekten kaynaklandığı düşüncesini oluşturdu. Ülkede geniş alanlarda mısır ; ,bazı bölgelerinde de kısmen tutun ekildiğini söylüyorlar. Bunun dışında ciddi bir tarım yok. Ülkenin iklim şartları ve toprakları tarıma çok müsait ama bu imkan yeteri kadar değerlendirilemediği için ülkede açlıktan ölen insanlar var. Yıllarca Avrupa ülkeleri madeni olan veya limanı olan Afrika ülkelerine konuşlanmış ve buralara bazılarına çok bazılarına az olsa da medeniyetlerini taşımışlar. Malawi yoğun bir misyoner akimi ve bunun neticesinde Katolik Hristiyanlığın yaygınlaşmasından başka bir şey aldığı söylenemez. Su anda da başta İngiltere olmak üzere aldığı dış yardımlarla ülke ayakta duruyor. Mazileri 50 ila 100 yıl arasında olan Müslüman Hintli tüccarlar serbest ticareti ellerinde tutuyorlar ve ülkenin zengin kesimini oluşturuyorlar.
Ülkede yeni yeni sayıları artan Türk Müteşebbisleri yerli is gücünün çok ucuz ama ayni zamanda verimsiz olduğunu ve insanların çok ihtiyaçları olduğu halde verimli çalışmadıklarını söylüyorlar. Onları dinlerken aklıma Johannesburg’ da siyah insanların iş kapasitelerinin neden düşük olduğu ile alakalı anlatılan Türkçe ifadesi ile bir menkıbe geliyor. Beyaz insanlar ülkeye ilk geldiklerinde siyahları köleleştiriyorlar ve hem madenlerde hem de tarım bölgelerinde sürekli çalıştırıyorlar. Bir iş bitmeden diğer iş başlıyor ve bir gün siyah insanlar kendi aralarında `Beyaz insanin isi bitmez, en iyisi biz bildiğimiz gibi çalısalım aceleye gerek yok` diyorlar. İşin esprisi bir tarafa, bütün Afrika da karşınıza çıkar `African Time` anlayışı. Afrika insanini acele ettiremez ve kendi iş anlayışlarını değiştiremezsiniz. İlk Afrika seyahatlerimde bir çok yerde karşıma çıkmıştır bu anlayış, gerek hava alanlarında gerekse de işimin düştüğü diğer devlet dairelerinde beni heyecanlı ve acele eder bir halde gören insanlar yanımda bulunan arkadaşlarıma bu adam hastamı neden acele ediyor demişlerdir. Afrika da sadece hastanelerin acil servislerinde insanlar acele ederler oralarda da acele anlayışı Türkiye’ ye kesinlikle benzemez…
|